Sakız Adası Gezi Rehberi 2026: Çeşme’den Araçla Geçiş, Maliyetler ve 2 Günlük Rota
Merhabalar,
Bu yazıda, 06-07 Haziran 2026 tarihlerinde üç arkadaş olarak gerçekleştirdiğimiz 1 gecelik Sakız Adası gezisine dair tüm gözlem ve tecrübelerimizi olabildiğince objektif şekilde aktarmaya çalışacağım. Feribot sürecinden kapıda vize işlemlerine, araçla ada geçişinden konaklama ve yeme-içme maliyetlerine kadar kendi deneyimlerimiz doğrultusunda merak edilen pek çok soruya cevap bulabileceğinizi düşünüyorum.
Eğer siz de “Sakız Adası’na nasıl gidilir?”, “Araçla geçiş mantıklı mı?”, “Sakız Adası pahalı mı?” gibi soruların yanıtlarını arıyorsanız, bu yazı sizin için kapsamlı bir rehber niteliğinde olabilir.
Küçük bir uyarı: Yazı bolca detay içeriyor. Ancak Sakız Adası seyahati planlayanlar için bu detayların oldukça faydalı olacağını düşünüyorum.
HAZIRLIK SÜRECİ
Benim yeşil pasaportum olduğu için ben sadece Ertürk Lines firmasından gidiş dönüş feribot bileti aldım. Gidiş dönüş feribot ücreti olarak kişi başı 50 Euro ödeme yaptık. Bu tutar kredi kartımızdan o anki kur ile TL olarak çekildi.
Diğer arkadaşlarımda normal pasaport olduğu için Ertürk Lines firmasından biletlerini alıp ekstra istedikleri evrakları tamamladılar ve onlardan konaklayacağı yere ilişkin rezervasyon bilgileri aldılar. İstenilen evrakları Ertürk Lines detaylı olarak size bildiriyor. Kapıda vize işlemlerini ise onlar tamamlıyorlar. Herhangi bir aksilik olması durumunda geri dönüş yapıyorlar. Geri dönüş yapmadıkları sürece korkacak bir şey de yok demek oluyor.
Biz ayrıca adadan araç kiralamak yerine kendi aracımızla geçiş yapmayı tercih ettik. Sebebi ise internet üzerinden araştırdığımız bir çok firma 300 Euro ile 800 Euro arasında depozito bedeli istiyordu ve bu tutar tarafınıza 1 aylık bir süre içerisinde iade ediliyordu. Normal kiralık araç ücretleri ise 40 – 50 Euro civarlarında idi. Biz de bu sebeple kendi aracımızla geçiş yapmayı tercih ettik. Aynı firmaya araba ücreti olarak 150 Euro ödedik. Ayrıca araca 1 aylık yeşil sigorta yaptırdık. Bu tutarda 45 Euro civarıydı.
ÇEŞME’DEN SAKIZ ADASI’NA GEÇİŞ
Feribot hareket saati olan 10:00’dan yaklaşık 1,5 saat kadar önce limanda hazır olmamız söylendi. Biz tam bize bildirilen saatte limana giriş yaptık. Ancak tüm işlemlerimiz 10 dakika kadar sürdü. Sanırım Kurban Bayramı tatilinin ertesi haftası olması sebebi ile yoğunluk yoktu ve işlemler çok hızlı ilerledi.
Limana aracınızla geldiğinizde araç ve sürücü liman gümrük kapısından içeri alınıyor. Diğer yolcular ise normal giden yolcu bölümünden geçiş yapıyorlar. Burada sadece pasaport ve bilet kontrolü yapılıyor. Başkaca herhangi bir işlem yok. Araç ise gümrükteki kontrolden geçtikten sonra (Yüzeysel gözle kontrol yapılıyor) liman içerisinde parka alınıyor. Sürücü ise önce pasaport ve bilet kontrolünden geçtikten sonra aracın ruhsatı ve yeşil sigorta ile liman içerisinde bulunan araç tescil biriminde aracını tescil ettiriyor. Bu aşamada Çeşme Limanı’nda yapılacak başka bir işlem kalmıyor.
Feribot hareket saatinden yaklaşık yarım saat önce aracımızı feribota yükledikten sonra feribot içerisinde boş olan istediğiniz herhangi bir koltuğa oturup manzaranın ve yolculuğun keyfini çıkarıyorsunuz. Arabalı feribot ile Çeşme Limanı’ndan Sakız Adası Limanı’na yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor. Çeşme Liman’dan baktığınızda Sakız Adası’nı, Sakız Adası’ndan baktığınızda ise Çeşme’yi çok rahat görebiliyorsunuz. Aradaki mesafe sadece 22 km.
06.06.2026 tarihinde saat 10:45 civarı Sakız Adası Limanı’na feribotun yanaşması ile birlikte gezimiz farklı bir ülkede farklı hissiyatlar ile fiilen başlamış bulunuyor.
Feribottan inişler yapıldıktan sonrasını iki farklı şekilde anlatacağım; ben ve arkadaşlarım olarak.
Feribottan indikten sonra 3 farklı pasaport kontrol sırası var, Avrupa Birliği vatandaşları, Yeşil Pasaport sahipleri ve diğer ülkeler vatandaşlarına ait pasaport kontrol sırası. Benim yeşil pasaportum olduğu için hiçbir sırada beklemeden (yoğunluğa bağlı olarak) direkt pasaport kontrol noktasına ilerledim. Burada sadece kameralara gülümsedim ve parmak izlerimin alınmasını takriben geçiş işlemlerim tamamlandı. Bu süreç sadece 5 dakika sürdü.
Arkadaşlarım feribottan indikten sonra öncelikle kapıda vize işlemlerinin yapıldığı büroda vize işlemlerini tamamladılar. Daha sonrasında pasaport kontrol sırasına geçtiler ve sıraları geldikten sonra yapılan işlemler benimle aynıydı. Araç için ise; araç sürücüsü de aynı işlemleri yapmasının akabinde araç tescil biriminde evraklarını tescil ettirdi ve dönüp feribottan aracını çıkardı. Araç feribottan indikten sonra gümrük noktasına yine yüzeysel bir kontrolle araç geçiş işlemi tamamlandı. Bu işlemler de o günkü yoğunluğa bağlı olarak 30 dakika kadar sürdü.
İLK GÜN: MERKEZ, MESTA, PYRGİ VE EMPOREİOS
Aracımızla limandan ayrıldıktan sonra şehir merkezinde bulunan Sakız Kalesinin yanında boş bir araziye aracımızı park ettik. Şehir merkezinde araç park edilecek yerler kısıtlı olduğundan biz aracımızı uygun bir yere park edip yürüyerek gezmeyi tercih ettik.
İlk olarak sabah kahvaltısı yapmak için Axvn & Kavena isimli kafeye gittik. Buranın böreklerinin meşhur olduğunu araştırmıştık ki, zaten adaya indiğimizde kahvaltı yapmak için sahilde yürürken burasının çok kalabalık olduğunu gördüğümüzde meşhur olduğunu da anladık. Burada 3 adet börek (peynirli, kıymalı, ıspanaklı) ve 1 bardak portakal suyuna 4’er Euro’dan toplam da 16 Euro ödedik. Porsiyonlar yeterliydi, tabaklar doluydu. Masaya oturduğunuz anda da bir şişe su direkt olarak getiriliyor ve adisyona eklenmiyordu. Menülerde Türkçe açıklamalar da yer alıyordu. Google’da almış olduğu puanları hak eden bir mekandı.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra sahil boyu yürüyüş yaparak aracımıza ulaştık. İlk rota olarak Mesta’ya hareket ettik. Limandan Mesta’ya yolcuğumuz yaklaşık 40 dakika kadar sürdü. Mesta’dan taş örgülü evler arasındaki dar sokaklardan yürüyerek şehrin geçmişine tanıklık ettik ve meydanında bulunan kafede meşhur portakallı pasta ve sakızlı dondurmalarını deneyimledik. Bir porsiyon olarak sunulan portakallı pasta ve sakızlı dondurma fiyatı 6 Euro idi. 3 kişiye fazlasıyla yeterli geldi. Dar sokaklardaki gezintimizi tamamladıktan sonra Mesta’dan Pyrgi’ye hareket ettik.
Mozaik seramiklerle süslenmiş Pyrgi’nin sokaklarında gezintiler yapıp, fotoğraflar çekildikten sonra bazı hediyelik eşyalar satan dükkanlarda esnaflarla muhabbet ettik. Birçok esnaf ve çalışan yeterli düzeyde Türkçe biliyorlar ve iletişim kurmakta çok fazla zorluk yaşanmıyor. Pyrgi şehrinden hareketle Emporeios kasabasına ulaştık.
Emporeios kasabası girişinden itibaren bize huzur verdi. Hani derler ya her şeyden uzaklaşıp Ege’de bir sahil kasabasına yerleşmek istiyorum diye; işte sanırım o yer Emporeios kasabası olabilir. Bu kasabanın Mavra Volia plajı ile ünlü olduğunu araştırdığımız için vakit kaybetmeden plaja ulaştık. Plaj için ne anlatılabilir bilemiyorum ama tek kelime ile özetlemek gerekirse; muhteşem diyebilirim. Denizin sakinliği ve berraklığı, plajın temizliği, halk plajı olması, herhangi bir ücret ödemeden bu sahili kullanabiliyor olmak….
Mavra Volia plajına duyduğumuz hayranlığın son demlerini yaşarken kasaba merkezine dönüp bir şeyle içmeye karar verdik.
Kasaba meydanında denize nazır, beyaz ile mavinin hakim olduğu, Porto Emborios isimli restauranta giriş yaptık. İçecek olarak çalışanın tavsiyesi ile Alfa birayı tercih ettik. Yanında ise kalamar, çıtır karides, patates kızartması istedik. Kalamarı çok güzeldi. Çıtır çıtır pane harcı ile kızartılmış lezzeti harikaydı. Yine aynı şekilde kızartılan karidesler de çok başarılıydı. Yaklaşık 1 saat oturup sohbet ettiğimiz bu mekandan 3 Alfa bira, kalamar, karides ve patates kızartmasına 45 Euro ödedik. Yine sular adisyona eklenmedi. J (Suların ücretsiz olarak gelmesi bana biraz garip geldi sanırım)
Bu arada oturduğumuz mekanlarda ödediğimiz fiyatlara ilişkin yorumlarımı en sona saklıyorum.
AKŞAM YEMEĞİ VE KONAKLAMA
Kalbimizi Emporeios kasabasından Liman bölgesine dönüş yapmak üzere yola çıktık. Yine merkezde aracımızı aynı yere park ettikten sonra yürüyerek konaklayacağımız otele ulaştık. Rezervasyonumuz olan CityZen Rooms Chios isimli otelde hiç kimse ile karşılaşmadan telefon numaralarımıza gelen mesajda bildirildiği gibi odalarımızda dinlenmeye çekildik. Bu arada otel ücreti ise gecelik 61 Euro olup sadece konaklamaydı. Gece alkol aldıktan sonra alkollü araç kullanmamak için otel tercihimizi bir çok mekana yakın olan bu otelden yana kullandık. Oteli anlatmak gerekirse odalar küçüktü ama temizdi. Sadece konaklama için fazlası ile yeterliydi.
Akşam saat 20:00 civarında gündüzden rezervasyon yaptırdığımız mekana geldik. Bu mekandan çok memnun kalmasak da (memnuniyetsizliğimiz mekandaki yemeklerden ziyade ortamdan kaynaklıydı) yediklerimizi ve fiyatlar hakkında bilgi vermek istiyorum. Masaya gelenler acı soslu peynir (Bizim atom gibi), fava, patates kızartması, kabak kızartması, Yunan salatası, hamsi, levrek, ahtapot, kalamar, karides, 70’lik uzo. İşte bu mekanda hem ekmeğe hem de suya ekstra ücret aldılar J masamızda boş yer kalmayacak kadar yiyecek ve mezeler ile doldurduktan sonra gecenin sonunda 3 kişi toplam 100 Euro ödedik ve masanın yarısı da duruyordu. Sanırım biz ülkemizdeki porsiyonlara alışmışız, bunu fark ettik.
Gecenin sonunda günün yorgunluğunu atmak üzere otelimize ulaştık ve Sakız Adası’ndaki ilk günümüzü bu şekilde tamamladık.
İKİNCİ GÜN: ANAVATOS, AVGONİMA VE LAGKADA
07.06.2026 tarihinde saat 09:00 civarı gezimize devam etmek üzere otelimizden ayrıldı. Kahvaltımızı yine ilk günkü kafede yaptık. Sonrasında bu sefer adanın kuzeyine doğru gezintimize başladı. İlk durağımız hikayesi ile bizi etkileyen Anavatos oldu. Anavatos’a vardığımızda gerekse hikayesi ile gerekse de yaşanmışlıklarının ruhumuzda yarattığı etkisi ile o atmosferi içimize çekerek tarihe tanıklık ettik.
Anavatos’un hikayesini anlatmadan geçmek istemiyorum. 1822 yılında Sakız Adası’nda yaşanan olaylar sırasında Anavatos Köyü trajik günlere sahne olmuş. Rivayetlere göre, çatışmaların ortasında kalan bazı köylüler esir düşmemek adına uçurumdan atlayarak yaşamlarına son vermeyi tercih etmişler. Köyün nüfusundaki ilk büyük azalma da bu dönemde yaşanmış. Ardından 1881 yılında meydana gelen büyük deprem, köyün büyük ölçüde terk edilmesine neden olmuş. Günümüzde ise Anavatos; harabe evleri, taş sokakları ve hüzünlü hikayesiyle ziyaretçilerini geçmişe götüren etkileyici bir durak olarak varlığını sürdürüyor.
Anavatos Köyü’nden hareketle bu köye çok yakın başka bir köy olan Avgonima Köyü’ne ulaştık. Küçük bir tepeye kurulmuş olan bu köyde harika manzaralar görebileceğiniz noktalar mevcut ve köy çok büyük bir köy olmaması sebebi ile dolaşması uzun sürmüyor. Hususi olarak gidilip görülmesi gerekir mi bilemiyorum ama Anavatos gezisi sonrasında bu köye küçük bir mola vermek için uğramak en doğrusu.
Avgonima Köyü’nde vermiş olduğumuz mola sonrasında Nea Moni Manastırı’nı ziyaret etmek için yola çıktık. Ancak manastıra vardığımızda kapalıydı. Gitmek isteyenlere bilgi vermek istiyorum. Manastır 08:00 – 13:00 ve 17:00 – 20:00 saatleri arasında ziyarete açıkmış. Biz açık olduğu saatlere denk gelemediğimiz için burayı ziyaret edemeden bir sonraki durağımız olan Yel değirmenlerine harekete geçtik.
Liman bölgesine çok yakın bir konumda olan yel değirmenlerine ulaşıp fotoğraflarımızı çektikten sonra saatlerimizi kontrol ettiğimizde feribot hareket saatimize daha 3 saat olduğunu, bu 3 saatlik zamanı da Yel değirmenlerinden 25 dakikalık mesafede bulunan Lagkada’yı gezmek için değerlendirmeyi teklif ettim ve hemen yola koyulduk. Yolda ilerlerken adanın kuzeye doğru uzanan sahil kesiminin güneye nazaran daha hareketli olduğunu anladık. Kuzey sahil kısmı yazlık ve deniz odaklı bir tatil planlayanlar için daha doğru adres olabilir. Yaklaşık 25 dakikalık yolculuk sonrasında varmış olduğumuz Lagkada’ya hayran kaldık. Huzur, sessizlik, sakinlik düşününce akla gelen yer burası olmalı bence, deniz kenarına sıralanmış farklı farklı restaurantlardan birisine oturup kendimizi bu atmosferin içinde süzülmeye bıraktık. Burada ise içtiğimiz 3 bira, kalamar ve karidese 25 Euro ödedik. Feribot hareket saatimizin yaklaşması üzerine bu lokasyonu da hafızalarımıza not edip buradan ayrıldık.
DÖNÜŞ: SAKIZ ADASI’NDAN ÇEŞME’YE GEÇİŞ
Limana geldikten sonra dönüş işlemlerine başladık. Dönüş işlemlerinde Sakız Adası’nda ekstra herhangi bir işlem olmadı. Prosedürler aynıydı. Çeşme Limanına vardığımızda ise biz normal pasaport sırasından geçiş işlemlerimizi tamamladık. Araç sürücü arkadaşım ise aracı ile x-ray cihazına girdi. X-ray sonrasında gümrük kontrolüne geçti ve sorunsuz bir şekilde dönüş işlemlerimizi tamamladık. Sadece burada bilgi vermek maksadı ile x-ray işlemlerini anlatmak istiyorum. Araçta herhangi bir kaçakçılığa konu bir şey olup olmadığını kontrol etmek maksadıyla o gün dönen tüm araçları x-ray cihazına yönlendirdiler. Araçta bulunan fazlalık tüm eşyalar, stepne dahil araçtan indirilip ayrı bir bölgeye alınıyor. Araç yalın halde cihaza giriyor. Herhangi bir sorun olmaması durumunda araçtan indirdiğiniz eşyalar tekrar araca yükleniyor ve gümrük işlemleri için gümrük kapısına gidiyorsunuz. Gümrük noktasında da sadece gözle yüzeysel bir arama yapılıyor.
SAKIZ ADASI PAHALI MI? GENEL DEĞERLENDİRME
Evet, uzunca bir yazı oldu sanırım. Tüm yaşadıklarımı aktarmaya çalıştım. Sıra geldi, gözlem ve düşüncelere. Adada harcama yapmaya başladığımız anda otomatik olarak zihnimizde her şeyi TL’ye çeviriyorduk. Evet TL olarak bakınca pahalı olan yerler de vardı ucuz olan yerler de. Ama değerlendirmeyi şöyle yapmak lazım benim düşünceme göre. Mesela adanın karşısı olan Çeşme’de denize nazır bir mekana oturup bir birayı kaça içebilirsiniz? Deniz ürünlerini ne kadara tüketebilirsiniz? Gittiğimiz her mekanda bira fiyatları 3 – 5 Euro arasında değişiyordu. Yunanlıların rakısı olan uzo fiyatları ise 20’lik 7 Euro idi. Deniz ürünlerinden ahtapot 10 Euro, kalamar, karides 8 – 9 Euro civarlarındaydı. Biz kişi başı feribot ücreti, araç ücreti, konaklama ve 2 gün boyunca yediklerimize ve içtiklerimize toplamda 14.000,00 TL civarında bir harcama yaptık. Bu tutarın 8500,00 TL’si bilet, ulaşım ve konaklamaydı. Oturduğumuz hiçbir mekanda acaba burada fazla yazarlar mı korkusu ile hareket etmedik. Gittiğimiz her turistik köyde köy girişlerinde yer alan ücretsiz otopark alanlarına aracımızı park edip gezimizi tamamladık ve bu tüm harcamalar 1 Euro’nun 53,00 TL’ye denk geldiği zamanlarda yapıldı. Ben kıyaslama kısmına girmek istemiyorum. İşin bu tarafını siz okurlarıma bırakıyorum.
SAKIZ ADASI 2026 YILI HAZİRAN AYI MALİYET ÖZETİ
Feribot: 50 Euro
Araç Geçişi: 150 Euro
Yeşil Sigorta: 45 Euro
Otel: 61 Euro
Toplam Kişi Başı: 14.000,00 TL (1 Euro = 53,00 TL)
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Tekrardan başka bir gezide buluşmak ümidiyle,
Ayrıca yurt dışı rotalarının yanı sıra tarih ve kültür dolu bir keşif arıyorsanız, Bergama’da yer alan Pergamon Antik Kenti ve Asklepion rehberimi de inceleyebilirsiniz. Dünyanın en etkileyici antik kentlerinden birini adım adım keşfetmek isteyenler için bu rota unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Hoşça kalın…

One Comment