Morinyo

Morinyo
13 Ocak 2021 - 16:59 - Güncelleme: 06 Şubat 2021 - 12:44

Sivri burnu ve kocaman sırt yüzgeciyle Morinyo, denizin en değişik balıklarından biriydi. Çünkü bir yunus olmasına rağmen herkes onu köpekbalığı sanıyordu. Suyun üstüne her çıkışında, çevredeki tüm canlılar kaçıyordu. Tam da bu yüzden gün boyu evinde otururdu. Dışarı çıktığında ise tek başına kalır, okyanusun derinliklerinde hayallere dalıp giderdi.

Onun en büyük hayali, gezgin olup dünyayı gezmekti. Fakat yolunu kaybetmekten çok korkuyordu. 

Günlerden bir gün, hayallere daldığı bir anda, suyun içindeki boğuk sesi duydu.

‘Vuuuttt!! Vuuttt!!’

Kafasını kaldırıp baktı. Upuzun, kapkara bir gölgeydi bu! Suyun üstüne çıktı, aynı ses bu sefer kulaklarında çınladı. 

Koskocaman bir gemi, köpükler çıkara çıkara yüzüyordu. 

Her şey rüya gibiydi ama etrafta onu uyandıracak kimse yoktu. Şaşkınlıkla kuyruğunu salladı, iki kez suyun içine dalıp çıktı. Suyun soğuğunu hissedince rüya olmadığını fark etti. İşte tam o sırada aklına harika bir fikir geldi,

Limandaki ilk geminin peşine takılıp yolunu kaybetmeden dünyayı gezmek!

Dâhice, değil mi? Keşke sandığı kadar kolay olsaydı.

Ertesi sabah, alarmının sesiyle uyandı. Gözlüklerini taktı, çantasını yanına aldı. Son kez odasına bakıp hızlıca güney kıyısındaki limana yüzdü. Her zaman en çok gemi burada olurdu. Etrafı kolaçan etti, en büyük gemiyi gözüne kestirdi. Bir süre sonra geminin hazırlıkları bitmişti. Artık yola çıkmaya hazırdı. Dört gözle bu anı bekleyen Morinyo da hazırdı elbette. 

Geminin yol almaya başlaması biraz gürültülü oldu. Karmakarışık sesler, gemi düdüğünün sesinde kayboldu. Beş gemi boyu kadar uzaklaşınca, takıldı geminin peşine. Heyecandan çok hızlı yüzüyordu. Aradaki mesafeyi hemencecik kapattı. Sağa sola savrulup duruyor, geminin beş katı kadar köpük çıkarıyordu. Tam da bu yüzden, gemidekiler onu anında fark etti. Kaptanın arkalarından gelen kocaman balığı görmesiyle geminin uçak gibi hızlanması bir oldu. 

Morinyo, yetişmeye çalışırken nefes nefese kaldı. Çok çok hızlı yüzse de, gemiye yetişemedi. 

Burnunu suyun üstüne çıkarıp onun gözden kayboluşunu izledi.

Geminin bu kadar aceleci olmasına anlam veremedi. 

Hem şaşkın hem mutsuz limana döndü. Tabii ki, etrafta hiç gemi kalmamıştı. İyice içi sıkıldı, yavaş yavaş evine gitti.

Ertesi sabah için plan yaptı. Acelesi olmayan bir gemi bulmalıydı. Bu kez doğudaki limana gidecekti. Sabah oldu, yine alarmın sesiyle uyandı. Gözlüklerini takıp çantasını yanına aldı. Son kez odasına baktı ve hızla limana yüzdü. Gün yeni aydınlanıyordu. Tüm gemiler de yola çıkmak için hazırlanıyordu. Bir köşeye çekilip izlemeye başladı.

 

Etrafa göz gezdirdi ve mor bayraklıyı seçti. Gemi, hazırlıkları bitince büyük bir gürültüyle limandan ayrıldı. Beş gemi boyu kadar gidince, Morinyo da yola koyuldu. Bugün daha sakin yüzüyor, çok fazla köpük çıkarmıyordu. Ama kalbi heyecandan yine küt küt atıyordu. Uzunca bir süre, gemi önde Morinyo arkada sessiz sakin ilerlediler. O sesin okyanusta yankılanmasıyla bütün sessizlik bozuldu.

Geminin direğinde duran adam, 

“Heeyyy, bizi bir köpekbalığı takip ediyor!”

“Üstelik en kocamanından!”

“Hem de çok hızlı!” diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Tüm gemi bir anda karman çorman oldu. Herkes kaptana haber vermek için yarışıyordu. Kaptan, haberi duyunca gemiyi öyle hızlandırdı ki, Morinyo dünyanın en hızlı yüzücüsü de olsa yetişemezdi. Umutsuzca bakakaldı giden geminin arkasından. Onu yine köpekbalığı sandıkları için çok üzüldü. Kendisini tanımadan, kim olduğunu bilmeden ondan korkmaları aşırı saçmaydı!

Limana döndü. Hiç gemi kalmadığını görünce kumun üstünde sürüne sürüne evine gitti. İçinden yüzmek bile gelmiyordu. 

Sabah olunca alarmın sesiyle yerinden zıpladı yeniden. Bugün de batıdaki limanda deneyecekti şansını. Ve kendisinden çok emindi. Yavaş yavaş yüzüp yol boyunca gemiyi takip etmeye kararlıydı. Kimseye görünmeyecekti, böylece de kimse ondan korkmayacaktı. Gözlüklerini taktı, yanına çantasını aldı. Son kez odasına bakıp yollara düştü. Hızlıca geldi limana.

En uygunu kırmızı bayraklı olan diye düşündü. Sessizce hazırlıkların bitmesini bekledi. 

Gemi, büyük bir gürültüyle limandan ayrıldı. Morinyo, bu sefer biraz daha bekledi. Tam on beş gemi boyu kadar gidince takibe başladı. Yavaş yavaş yüzüyor, hiç köpük çıkarmıyordu. 

Mesafeyi kısaltmıştı ama gemiye de çok yaklaşmıyordu. Sakince ilerlerken bir anda izlendiğini fark etti. Kafasını sakladı ama kuyruktaki adam kocaman dürbünüyle onu izliyordu. 

Yine aynı şeyler olmuş, gemi hızla uzaklaşmıştı. Başarısız olmak çok canını sıkıyordu.

Bütün gün ve gece yeniden ince ince düşündü. Kafasında bir sürü plan yaptı. Çok da fazla şansı yoktu aslında. Gidebileceği tek bir liman kalmıştı, o da kuzeydeki liman! 

Yeni uykuya dalmıştı ki, alarmın sesiyle uyandı. Gözlüklerini taktı, yanına çantasını aldı. Son kez odasına bakıp doğruca kuzeydeki limana yüzdü. Her şey çok sakin görünüyordu. Bu liman, diğerlerinden daha telaşsızdı. Morinyo, insanların sakinliğine şaşırarak bir köşede bekledi. Sonunda mavi bayraklı gemiye karar verdi. Tüm hazırlıklar bitince, upuzun bir ‘Vuuttt! Vuuttt!!’ sesi geldi gemiden. İkinci ‘Vuuttt!! Vuuuttt!!’ sesiyle de yol almaya başladı. Bu kadar sakinlik Morinyo’yu şaşırtmıştı. O yüzden mesafeyi tam ayarlayamadı. Hemen peşinden gemiyi takip etmeye başladı.   

Aralarında iki gemi boyu mesafe bile yoktu. Ne çok hızlı yüzüyor, ne de köpük çıkarıyordu. Yavaş da denilmezdi yüzüşüne. Morinyo’yu ilk fark eden gemi direğindeki adamdı. Sonra gemidekilere bağırdı. Gemideki tüm insanlar, Morinyo’yu aynı anda gördü. En uca kadar gelip hep birlikte el salladılar. 

İlk defa bu kadar çok insanla karşı karşıyaydı. Heyecandan nefesi kesilmişti. Suyun üstüne sıçrayıp herkese selam verdi. İlk kez bir yunus gibi havaya sıçrıyor, insanlara gülümseyerek bakıyordu!

Bir kez daha sıçradı! Bu defa öyle yüksek sıçradı ki, geminin en önündeki kaptan da onu gördü. Görür görmez de kuyruğa kadar geldi. Morinyo, “İşte, şimdi yakalandım. Birazdan gemi hızlanacak!” diye düşünüyordu ki kaptan, kocaman dürbününü yukarı kaldırdı ve Morinyo’ya göz kırptı. İki elini birden sallayarak ‘Gel!’ diye bağırdı. Doya doya denizin tadını çıkaran Morinyo, aynı geminin peşinde tüm dünyayı gezdi.

 

Sivri burnu ve kocaman sırt yüzgeciyle Morinyo, denizin en değişik balıklarından biriydi. Çünkü bir yunus olmasına rağmen herkes onu köpekbalığı sanıyordu. Suyun üstüne her çıkışında, çevredeki tüm canlılar kaçıyordu. Tam da bu yüzden gün boyu evinde otururdu. Dışarı çıktığında ise tek başına kalır, okyanusun derinliklerinde hayallere dalıp giderdi.

Onun en büyük hayali, gezgin olup dünyayı gezmekti. Fakat yolunu kaybetmekten çok korkuyordu. 

Günlerden bir gün, hayallere daldığı bir anda, suyun içindeki boğuk sesi duydu.

‘Vuuuttt!! Vuuttt!!’

Kafasını kaldırıp baktı. Upuzun, kapkara bir gölgeydi bu! Suyun üstüne çıktı, aynı ses bu sefer kulaklarında çınladı. 

Koskocaman bir gemi, köpükler çıkara çıkara yüzüyordu. 

Her şey rüya gibiydi ama etrafta onu uyandıracak kimse yoktu. Şaşkınlıkla kuyruğunu salladı, iki kez suyun içine dalıp çıktı. Suyun soğuğunu hissedince rüya olmadığını fark etti. İşte tam o sırada aklına harika bir fikir geldi,

Limandaki ilk geminin peşine takılıp yolunu kaybetmeden dünyayı gezmek!

Dâhice, değil mi? Keşke sandığı kadar kolay olsaydı.

Ertesi sabah, alarmının sesiyle uyandı. Gözlüklerini taktı, çantasını yanına aldı. Son kez odasına bakıp hızlıca güney kıyısındaki limana yüzdü. Her zaman en çok gemi burada olurdu. Etrafı kolaçan etti, en büyük gemiyi gözüne kestirdi. Bir süre sonra geminin hazırlıkları bitmişti. Artık yola çıkmaya hazırdı. Dört gözle bu anı bekleyen Morinyo da hazırdı elbette. 

Geminin yol almaya başlaması biraz gürültülü oldu. Karmakarışık sesler, gemi düdüğünün sesinde kayboldu. Beş gemi boyu kadar uzaklaşınca, takıldı geminin peşine. Heyecandan çok hızlı yüzüyordu. Aradaki mesafeyi hemencecik kapattı. Sağa sola savrulup duruyor, geminin beş katı kadar köpük çıkarıyordu. Tam da bu yüzden, gemidekiler onu anında fark etti. Kaptanın arkalarından gelen kocaman balığı görmesiyle geminin uçak gibi hızlanması bir oldu. 

Morinyo, yetişmeye çalışırken nefes nefese kaldı. Çok çok hızlı yüzse de, gemiye yetişemedi. 

Burnunu suyun üstüne çıkarıp onun gözden kayboluşunu izledi.

Geminin bu kadar aceleci olmasına anlam veremedi. 

Hem şaşkın hem mutsuz limana döndü. Tabii ki, etrafta hiç gemi kalmamıştı. İyice içi sıkıldı, yavaş yavaş evine gitti.

Ertesi sabah için plan yaptı. Acelesi olmayan bir gemi bulmalıydı. Bu kez doğudaki limana gidecekti. Sabah oldu, yine alarmın sesiyle uyandı. Gözlüklerini takıp çantasını yanına aldı. Son kez odasına baktı ve hızla limana yüzdü. Gün yeni aydınlanıyordu. Tüm gemiler de yola çıkmak için hazırlanıyordu. Bir köşeye çekilip izlemeye başladı.

 

Etrafa göz gezdirdi ve mor bayraklıyı seçti. Gemi, hazırlıkları bitince büyük bir gürültüyle limandan ayrıldı. Beş gemi boyu kadar gidince, Morinyo da yola koyuldu. Bugün daha sakin yüzüyor, çok fazla köpük çıkarmıyordu. Ama kalbi heyecandan yine küt küt atıyordu. Uzunca bir süre, gemi önde Morinyo arkada sessiz sakin ilerlediler. O sesin okyanusta yankılanmasıyla bütün sessizlik bozuldu.

Geminin direğinde duran adam, 

“Heeyyy, bizi bir köpekbalığı takip ediyor!”

“Üstelik en kocamanından!”

“Hem de çok hızlı!” diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Tüm gemi bir anda karman çorman oldu. Herkes kaptana haber vermek için yarışıyordu. Kaptan, haberi duyunca gemiyi öyle hızlandırdı ki, Morinyo dünyanın en hızlı yüzücüsü de olsa yetişemezdi. Umutsuzca bakakaldı giden geminin arkasından. Onu yine köpekbalığı sandıkları için çok üzüldü. Kendisini tanımadan, kim olduğunu bilmeden ondan korkmaları aşırı saçmaydı!

Limana döndü. Hiç gemi kalmadığını görünce kumun üstünde sürüne sürüne evine gitti. İçinden yüzmek bile gelmiyordu. 

Sabah olunca alarmın sesiyle yerinden zıpladı yeniden. Bugün de batıdaki limanda deneyecekti şansını. Ve kendisinden çok emindi. Yavaş yavaş yüzüp yol boyunca gemiyi takip etmeye kararlıydı. Kimseye görünmeyecekti, böylece de kimse ondan korkmayacaktı. Gözlüklerini taktı, yanına çantasını aldı. Son kez odasına bakıp yollara düştü. Hızlıca geldi limana.

En uygunu kırmızı bayraklı olan diye düşündü. Sessizce hazırlıkların bitmesini bekledi. 

Gemi, büyük bir gürültüyle limandan ayrıldı. Morinyo, bu sefer biraz daha bekledi. Tam on beş gemi boyu kadar gidince takibe başladı. Yavaş yavaş yüzüyor, hiç köpük çıkarmıyordu. 

Mesafeyi kısaltmıştı ama gemiye de çok yaklaşmıyordu. Sakince ilerlerken bir anda izlendiğini fark etti. Kafasını sakladı ama kuyruktaki adam kocaman dürbünüyle onu izliyordu. 

Yine aynı şeyler olmuş, gemi hızla uzaklaşmıştı. Başarısız olmak çok canını sıkıyordu.

Bütün gün ve gece yeniden ince ince düşündü. Kafasında bir sürü plan yaptı. Çok da fazla şansı yoktu aslında. Gidebileceği tek bir liman kalmıştı, o da kuzeydeki liman! 

Yeni uykuya dalmıştı ki, alarmın sesiyle uyandı. Gözlüklerini taktı, yanına çantasını aldı. Son kez odasına bakıp doğruca kuzeydeki limana yüzdü. Her şey çok sakin görünüyordu. Bu liman, diğerlerinden daha telaşsızdı. Morinyo, insanların sakinliğine şaşırarak bir köşede bekledi. Sonunda mavi bayraklı gemiye karar verdi. Tüm hazırlıklar bitince, upuzun bir ‘Vuuttt! Vuuttt!!’ sesi geldi gemiden. İkinci ‘Vuuttt!! Vuuuttt!!’ sesiyle de yol almaya başladı. Bu kadar sakinlik Morinyo’yu şaşırtmıştı. O yüzden mesafeyi tam ayarlayamadı. Hemen peşinden gemiyi takip etmeye başladı.   

Aralarında iki gemi boyu mesafe bile yoktu. Ne çok hızlı yüzüyor, ne de köpük çıkarıyordu. Yavaş da denilmezdi yüzüşüne. Morinyo’yu ilk fark eden gemi direğindeki adamdı. Sonra gemidekilere bağırdı. Gemideki tüm insanlar, Morinyo’yu aynı anda gördü. En uca kadar gelip hep birlikte el salladılar. 

İlk defa bu kadar çok insanla karşı karşıyaydı. Heyecandan nefesi kesilmişti. Suyun üstüne sıçrayıp herkese selam verdi. İlk kez bir yunus gibi havaya sıçrıyor, insanlara gülümseyerek bakıyordu!

Bir kez daha sıçradı! Bu defa öyle yüksek sıçradı ki, geminin en önündeki kaptan da onu gördü. Görür görmez de kuyruğa kadar geldi. Morinyo, “İşte, şimdi yakalandım. Birazdan gemi hızlanacak!” diye düşünüyordu ki kaptan, kocaman dürbününü yukarı kaldırdı ve Morinyo’ya göz kırptı. İki elini birden sallayarak ‘Gel!’ diye bağırdı. Doya doya denizin tadını çıkaran Morinyo, aynı geminin peşinde tüm dünyayı gezdi.

Hayriye Betül Yıldırım

YORUMLAR

  • 0 Yorum